Düello

Basamakları çıkıyorum. Kaçıncı gün, kaçıncı ay sayıyor değilim. Karşılaştığım kişiler yok değil ancak onlar ne zamandır tırmanıyor bilmiyorum. Karşılaşmadığım ve karşılaşma olasılığımın da olmadığı niceleri var. Merakta olmamayı dileyerek yoluma devam ediyorum. Sen, benimle aynı yerde gözüküyorsun. Tam şu an bir mücadeleye ne dersin? Başlangıç noktamız burası olacak. Eşitlikten anlamamız gereken bu değil midir? Ancak paslı bir çarktan pürüzsüz işleyişin beklenmesi akıl dışıdır. Yarışımıza hiçbir zaman mutlak eşit bir pozisyondan başlayamayacağız. Buraya ulaşmamız aynı vakti almış olsa dahi…

 Başaracağıma dair müthiş bir inancım var. Yarı yarıya başarmış sayılıyorum ben şimdi sanıyorum, yanlış mıyım yoksa?  Eğer bu geçerli ise böyle global bir eşitliğin varlığından mutluluk duymak gerekir. Bu, bizi eşit kılmayan her hiyerarşik detaya indirilen bir balyoz gibidir. Böyle bir darbenin mevcudiyetine inanmayı da mantığım kabul edemiyor. Yalnızca kafamızdaki dünyadan bahsedecek olursak pek tabii bunu böyle var saymakta bir sorun görmem. Üzgünüm. Nükleer silah çağında yaşanacak olan bir savaştan arbalet ile galip çıkılamaz.

 Ütopyaları severiz. Herkesin kendi ideal dünyası olduğu varsayımı ile. Olmalıdır da aksi senaryo bizi kurumuş bir daldan farksız kılar. Ütopyalar oluşturma konusunda, işte bu konuda eşitiz, öyle değil mi? Hayal gücünün önünde barikatlar durmaz, orada hiçbir yasaya tabi olmak zorunda olmazsın. Bunun neresi yanlış olabilir? Terazi o kadar hassas ki. Hayal dünyanda bile ensene yapışacak şeyler vardır. Şans mı demek gerekir, gerçeklerin zincirine bağlı kalmak durumunda kalmadığın düşlere yatabilme gücüne sahip olmaya? Acil çıkış kapısı düşleri olan bir kimse ile kim aynı basamakta duruyor? O basamağa tek hamlede ulaşmış olan o yabancı mı? Aynı noktadalar, eşitler. Ah, lütfen.

 Şikayet etmenin fayda sağlamadığı bir noktadayız. Birçok noktada olduğu gibi. Elindekileri gözden geçir, gücün yetiyorsa değiştir. Yetmiyor mu? O halde sızlanma. Yeterince rahatlatıcı olduğunu söyleyemeyeceğim. Salt denkliğe kavuşamayacak olmanın burukluğuna adaletin kılıcı ile tuz basabiliriz ancak. Silahın kendine hep emin ellerde yer bulması temennisiyle…