Mahşer

Büyük bir yapbozun parçası içerisindeki bir başka yapboz. Hiçbir vakit tam olarak bir bütün halinde göremeyeceğimiz. Her birimiz. Hem de hiçbir gelişigüzelliğe yer vermeyen. Yaşamın tüm detaylarından nasibini almış. Bundandır birbirimize o kadar da kolay uyum sağlayamıyor oluşumuz. Tabi olduğumuz doğal kanunların sosyolojik tarafı.

 Her dönem, her çağ düşünülmüş: Neyiz ne değiliz, nasıl bütünleşeceğiz, nasıl ve nerede buluşacağız? Köşeli parçalarımızı başka bütünlere nasıl entegre edeceğiz? Fikirden bol şey yok. Her birimiz beyaz kanatlı birer melek miyiz yoksa içimizde tüm başkaldırılara bünyesinde yuva olmuş şeytanlar mı barındırıyoruz? Yahut gönlümüz hepsine yer verebilecek kadar geniştir. Bunun aklımızın alamayacağı genişlikte olduğu kuvvetle muhtemel. Komplike ama basit.

 Kendimi omuzlarımdan öpmemi isteyenin hangi kendim olduğunu görebilir misin? Günahlarımdan beni tanıyacağını düşünürsün. Gözün duyumsadığı sahte gerçeklik. Arkamda taşıdığım nicesinden haberdar olman zor eğer yeterli ketumluğu sergileyebiliyorsam. Varlığının, içinde hiç bulunmadığı durumlarda yaşayacağı olası ruh hallerinden, göstereceği potansiyel tepkilerden bütünüyle azade bir şekilde seni sırattan daimi kaderine terk etmeyeceğim elbette. Kolay değil. İnsan olarak her zaman yargılarım olacak, mutlak kontrolün mümkünlüğünü bazen çok arzu etsem de bunun imkansızlığını yadsımayacağım. Seni, dost kaldığın şeytanlarının silüetinde çizmeyeceğim. Sende başat bir iyilik timsali de görmeyeceğimden eminim. Beyaz kalmanın sebebinin karanlıkla hiç karşılaşmamış olman olmadığı konusunda beni nasıl ikna edebilirsin?

 İnsanlar iyi ve kötünün ötesine geçmek ister mi yahut basitliğin ferahlığını mı yeğleyeceklerdir? Basit olanı oluşturmak için de çok yol katedilmedi mi? Muhtemelen yalnızca renkli kalabilmiş kimseler için ilkini tercih etme eğiliminde oluruz. Evet, çizdiğimiz kalın çizgilere ne olacak? Biliyorsun, zapt etmenin insan olarak yegane sorumluluğun olduğuna inandığın çokça şeytanın var. Savunduğum katı göreliliğin bitişiğindeki kalın duvarların varlığından memnunum. Mimlediğim şeytanlara düşman kalmaya ant içtim. Ortak düşmanlarımız olduğuna eminim. Bazı şeyler izafiyetin duvarlarında hiçbir hasar bırakmayacak kadar tek renktir. Tezat geliyor mu? Zıtlıkları severim. Nihayet bütün, zıtlıkların toplamından ibarettir.