Her şeyin, yalnızca “şey” olarak kanıksatıldığı bir zaman. Sürekli olup biten o “şeyler”. Ne kadarının iz bıraktığı meçhul. Akışta hep var ol ancak burada balık hafızalı olmak tek kuraldır. Tüketmenin muhteşem cazibesi karşısında savunmasız kalmak zor olmasa gerek. Belki daha varlığından bile bihaber olduğumuz nice duygu durumları mevcutken azına hapsolmak konfor kriteri addedildi. Bilindik, alışılmış olanı sindirmek her daim daha kolay olacaktır. Eğer kılçıksız yaşamayı temel gayen haline getirmişsen!
Nasıl hissetmemiz gerektiği konusunda başımızda bekleyen infaz memurları ile nasıl başa çıkmalı? Bazı elde edimler için sıkı koşullar koyan toplumdan benliğimizi nasıl azat etmeli? Toplumsal estetik normlarından yoksun olduğunu görüyorum, yaşayacağın tecrübelere etkisi olmayacağını mı düşünüyordun? Evet, akıştaki idealleri takip etme yükümlülüğün var. Seni Golgotha’ya göndermeye dair güçlü bir istenç duyacaklarından şüphen olmasın. Hemen endişelenme. Gerek “ideal insan” gerekse cinsiyet rolleri üzerine olan “ideal kadın”, “ideal erkek” trendlerini ıskalamayarak bu ihtimalden kurtulabilirsin. Kusursuzluk kaftanını taşımak seni terletmemeli. Uyum sağlamaktan geri kalırsan sufle almaktan da çekinmemelisin. Nitekim deneyimlerimizi ancak böyle hak edebileceğimiz buyruldu!
İlişki trendlerinde bu ay revaçtan düşenler neler olabilir? Kural değişikliklerini takip edemediysem affedin. Hangi ilişki modellerinde hislerimizi paylaşma noktasında daha bonkör davranabiliyoruz? Hangi zamanlarda ketumluk andı içmeliyiz? Hangi kritik hatalarda kafamızı toprağa gömmeliyiz? Aşk demodeleşti mi yoksa derinlik ve sabitlik karşıtı olan yeni dünya onu da mimledi mi? Not edilmesi gereken çokça detay. Sistematikleşme büyüleyici. Yahut bir diğer ifadeyle: Neoliberal bireycilik tarafından yoğrulmak. Caddeler, sokaklar, mekanlar, sürekli devinim. Tik tak. Bu düzen sana hep hareket halinde kalman gerektiğini öğütler. Yeninin coşkunluğundan kopmamayı ve özellikle “içselleştirmemeyi” dayatır. Tüketemediğin her yeni için seni kendi “anormalliğini” görme korkusu ile aynalara küstürür. Kendi alanımızı spontane kılmayı bize çok gören kim? Hengamenin içinde kendime yarattığım bahçeme bu işaret levhalarını kim dikiyor? Ruha uzanan kanatları kukla ipiyle dizginlemeye çalışmak cinayet değil de nedir?
